Kuzey Irak’ta Diplomasi İle Askeri Müdahale Arasındaki “Kalın” Çizgi
(Bu yazı 25 Şubat 2007 tarihinde www.derindusunce.org da yayınlanmıştır.)
Kuzey Irak’a Askeri Operasyon Ne Getirir?
Şunu çok iyi biliyoruz ki ülkenin içinde bulunduğu “istikrar” ortamından derin rahatsızlık duyanlar var. Ve böyle bir ortamda bir anda Kuzey Irak’a yapılabilecek olası bir sınır ötesi operasyondan bahsedilmeye başlanıyor.
Peki bu anlamsız macerayı gündeme kim taşıdı?
İşte bu “rahatsızlar”…
Kuzey Irak’a yapılacak bir operasyon niye mi macera? Niye mi anlamsız? Niye mi istikrara yönelik bir tehdit?
Buyurun, birlikte analiz edelim:
PKK militanlarının sayılarını abartırsak, 10.000’e ulaşır, ulaşmaz. Bunların yarısı Türkiye’de, yarısı Kuzey Irak’ta.
Peki Türkiye, PKK’yla sağlam bir mücadele yapmaya kararlıysa, öncelikli olarak “kendi sınırları” dahilindeki bütün teröristlerle mücadele etti de bitirdi mi?
Hayır…
Türkiye’ye Kuzey Irak sınırından giriş-çıkış yapan PKK militanının haddi var, hesabı yok.
Peki Türkiye “kendi sınırında” bu duruma karşı bir tedbir alabiliyor mu?
Hayır…
Türkiye, Kuzey Irak’a daha önce sınır ötesi operasyon yaptı. Hem de “ABD’nin desteği olduğu halde” yaptı.
Peki PKK’nın kökü mü kurudu?
Hayır…
ABD’nin onaylamadığı bir operasyonda hem lojistik olarak hem de siyasi olarak arkamıza aldığımız destekle! önceki operasyona göre daha başarılı mı olacağız?
Hayır, hayır, hayır…
Ne gelecek başımıza?
400 km gibi “minimum” diye bahsettiğimiz bir alanda topla tank süreceğiz.
Bütün modern silahlarımızın yazılım vb. desteğini ABD ve İsrail’den aldığımız halde, onların onay vermediği bir operasyonda biz bu silahlarımızı kullanabileceğimizi zannedeceğiz.
Ticaret rekorları kırdığımız bir zamanda, ekonomik ambargo vb. tehditlere göğüs gereceğiz.
Yeni Güneydoğu komşumuz olması muhtemel, geçici olarak “federe” kalmayı tercih eden bir devletle ipleri baştan koparacağız.
Koy müziği, gümbür gümbür Irak’a gireceğiz!
Maceranın boyutunu anlayabiliyor musunuz?
Çekinmeyin, buradan yakın…
Barzani’yle Görüşelim Mi?
Aylardır yazılar burada bitiyor.
Devam edelim…
Ama öncelikle şunu kabullenelim:
Kuzey Irak’ta yani Güneydoğu sınırımızda artık bir Kürt devleti var. Ve orada onların borusu ötüyor.
SOMO ve tır-kamyon kriziyle de gördük ki, Bağdat hükümeti de bunu böylece kabulleniyor: “Muhatabınız Kürt Devleti” diyor.
Kim bu Kürtler?
Onlar bize yabancı değil. Yüzyıllardır bu topraklar üzerinde onlarla beraber yaşıyoruz biz. Kör gözler görsünler artık, bu “kardeşlerin” Irak’ta olduğundan fazlası Türkiye’de var.
Ha… Türkiye’deki Kürtler “Türk” mü?
O zaman Körfez savaşında Irak sınırından ülkeye kabul ettiğimiz “peşmergeleri” hatırlasınlar.
DTP Diyarbakır İl Başkanı’nın açıklaması benzeri açıklamalar, biz “askeri operasyonları” ağzımızdan düşürmediğimiz sürece artarak devam edebilir. Bu tür bir operasyonun PKK’dan öte Kürtlere yapıldığı iddiaları karşısında, bölücü eğilimli Kürt vatandaşlarımızın ayaklanmayacağının garantisini kim veriyor?
Türkiye Barzani’yi karşısına alacak.
Kuzey Irak Kürtlerinin her türlü kapısının Türkiye’ye çıktığını anlatacak.
Ağzının sularının aktığı Kerkük petrollerini satmak istiyorsa…
Bir şantiye halinde yeniden yapılanan Kuzey Irak’a yapılan her türlü yatırımın artarak devam etmesini istiyorsa…
Ticaretinin can damarını oluşturan Türk tırlarının bölgeye giriş-çıkışlarının devam etmesini istiyorsa…
Türkiye ile iyi geçinmesi gerektiğini anlatacak.
Ermenistan’ı işaret edecek, BTC’yi gösterecek, sınır kapımızı gösterecek, bu bölgede kurulan her türlü “enerji” ve “ticaret” yolunun bu topraklardan “geçmek zorunda” olduğunu anlatacak.
AB’nin bizi bu sebeple ne alamadığını ne de satamadığını anlatacak.
Ve diyecek ki…
“Benimle iyi geçinmenin ilk şartı, beslediğin PKK’yı bitirmek. Buradan başlayabilirsin…”
