Gelenekçi Devrimciler, Yenilikçi Muhafazakarlar

cgcgig.jpgea-ga.jpg

Yenilikçi Muhafazakarlar 

Türkiye’de “muhafazakarlar” şeklinde dillendirdiğimiz kesim gerek siyaset arenasında gerek bürokrasinin her kademesinde gerekse de sosyal hayatın her yerinde gitgide değişimin ve dinamizmin temsilcisi haline geliyor.

Bunu bir bakıma, “muhafazakar değerler” şeklinde düşünce sistemlerinin merkezine oturttukları “milli-manevi” değerlerin tam anlamıyla farkına varmış olmaları, kavramış olmalarının bir neticesi olarak görmek gerekiyor.

Bugün bu hassas değerlerin özüyle şuurlandıkça, bilhassa hayatlarımıza doğru kodlarla aktardıkça, modern dünya ile barışık hale geliyoruz.

Türkiye, 80′li yılların başından beri yaşaya geldiği büyük toplumsal dönüşümün meyvelerini son bir kaç yılda en üst seviyede topluyor.

Bu durum daha çok son beş yılda fazla hissedilir hale geldi.

Bunun sebebi de önceden bahsettiğimiz üzere bu dönüşümün bir şekilde sandığa yansıması ve siyaset eliyle daha “göze görünür” hale gelmesidir.

Bütün olumlu verileri iktidara mal etmek çok büyük bir hata olur.

En büyük pay, milletimizindir, yazının başında geçtiği haliyle, yaşadığımız derin şuurlanma ve bunu toplumsal hayatın her yerine hızla aksettirmemizdendir.

Müslümanlar sağda mı, yoksa solda mı?

Müslümanları “muhafazakarlar”, “radikal sağ” benzeri kalıplara koyma ihtiyacı taşıyanlara bugüne kadar “İslamı” gericilikle, değişimin önündeki engel şeklinde yaftalayarak bilinçaltımıza sokmak isteyenlerin bir projesi olarak gördüm.

Diyebiliriz ki, İslam ne sağda ne soldadır. Ne sağındır ne solundur.

Müslümanlar da ne “sağcı” ne de “solcu” şeklinde kalıplanabilirler.

İslam son dindir. Kıyamete kadar dünyanın girdiği her halle o uyumludur.

Aslında o dünya ile değil, dünya onun ile uyumludur.

Bu dine mensup insanlar da, ona gerçek manada sarıldıkça, dünyayı düştüğü derin buhranlardan, krizlerden çıkarmasını bilen insanlar olacaklardır.

“Ilımlı islam”, tabirini kullanmak islama ihanettir. İfrat veya tefrite kaçan hiçbir sıfat İslamın önüne konulamaz.

İslam, İslamdır.

Onun aşırı gözüken veya hafif kaldığı düşünülen bütün yönleri tamamen yanlış yorumlanmasıyla açıklanır.

Çağı yakalayan müslümanları “ılımlı islamcılar” diye adlandırmak, hayat tarzlarını ise “ılımlı islam projesi” diye yaftalamak da hak verirsiniz ki “İslam” kelimesinden tüyleri ürperen kokuşmuş zavallılardır. 

Gelenekçi Türk Solu

Ona da sol diyeceksek can cekişiyor.

Muhafazakar dedikleri insanlar reformların, çağa ayak uydurma, küresel sistem içerisindeTürkiye’nin söz sahibi olması adına yapılan her türlü icraatın bayraktarlığını yaparken, kendileri statükoculuğun, yerinde saymanın, gericiliğin, “irticanın” temsilini veriyorlar.

Bahsettiğimiz gelenek ise tabii ki binlerce yıllık geleneğimiz değil.

Sımsıkı sarıldıkları seksen yıllık “resmi-ideolojik-statükocu-yerinde saymacı” gelenek…

Bu hususta yalnızca CHP’yi hedef aldığımı zannedenler yanılırlar.

Bilhassa son bir kaç yıl içerisinde “ulusalcı söylemler”, milliyetçi tabanı vurduğu gibi solun çoğu akımını da etkisi altına almış durumda.

Özeleştiri yapanlar var mı?

Tabii var, ama az… En azından istenilen düzeyde değil.

Çünkü “Türk solu” kimsenin umrunda değil.

Samimi solcuları yakan tarafı da ne biliyor musunuz?

Kimse soldan, solun üreteceği projelerden bir şey beklemiyor.

Solun büyük bir oranını temsil eden, sesi güçlü kesim ise her türlü söylem ve politikası ile Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere odaklanmış vaziyette.

Yani işin özü CHP oy yapıyor, destekleniyor.

Explore posts in the same categories: Siyaset, Toplum

Comment: