Bir “Kriter”,“Strateji” Veya “Demokratik Hak” Olarak Türban
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “türbanı” kriter haline getirenler hakkında konuşmak dahi gülünç oluyor.
Ama illa deyineceksek diyebiliriz ki toplum içinde Cumhurbaşkanının eşinin başının kapalı olma ihtimalinden, başbakanının eşinin başının kapalı olduğundan duydukları kadar “samimiyetle” rahatsızlık duyanlar var.
Bu kesim dışındaki bozuk niyetli provokatörlerin ise bu konuyu, AK Partili bir milletvekilinin Cumhurbaşkanı olma ihtimalinden dolayı kapıldıkları dehşetle öne sürdükleri trajikomik bahanelerin en “ucuzu” olarak görüyoruz şüphesiz.
Biz, bu ülkeyi ve milleti seven, bu ülkenin parlak yarınlarını hayal eden insanlara da bu ikinci kesimin, azınlığın, provokasyonlarını değil, “samimiyetle” kapalı bir eş isteyen veya istemeyen vatandaşlarımızın beklentilerini tartışmak, bu durumun sonuçlarını analiz etmek düşüyor.
Öncelikle…
Başı kapalı bir Cumhurbaşkanı eşini istemeyenlerin akıllarından geçenler ne?
1 Baş örtüsünü siyasal bir simge olarak kabul edip buna “türban” diyenler, siyasetle içi içe bir başbakan eşinden öte, siyasetten uzak, “devleti” temsil eden birinin eşinin türbanlı olmasının “siyasal simge: türban” teori ve dayatmalarının sonu olacağını düşünüyorlar.
Kısacası halk arasında en genel kabullerden biri olan başörtüsünün devlet bazında da “normalleşeceğinden” korkuyorlar.
2 Yıllardır “bürokrasi-siyaset-medya” işbirliğiyle süregelen anti-türban propagandaları, “devlet kurumları içinde türban, şeriat devletine ilk adımdır” söylem ve eylemleri sebebiyle olası bir “tehlikeden” korkuyorlar.
3 Siyasi bir kimliği olan başbakan bir kenara, “devleti” temsil edecek bir Cumhurbaşkanının türbanlı eşinin, yurt dışında, batılı “demokrasilerde”, çağdaş-laik Türkiye imajına zarar vereceğini düşünüyorlar.
Peki…
Başı kapalı bir Cumhurbaşkanı eşi isteyenler ne düşünüyor?
1 Bir kere başörtülü eşi, bir rövanş, bir intikam olarak görenler hiç de az değil.
2 Daha demokratik bir Türkiye için halkın büyük çoğunluğunun tasvip edeceği başı kapalı bir Cumhurbaşkanı eşinin illa ki her seferinde değil de, bu sefer bari olmasını en doğal bir demokratik hak olarak görüyorlar.
Bütün bunlar, “halis niyetli” halkın türban konusunda sahip oldukları en genel çekinceler, istekler ve beklentilerdir.
Çankaya’ya eşi kapalı bir Cumhurbaşkanı çıkması durumunda ne olur?
1 Israrla belirtmek istiyorum, bunca yıla inat…
Bilhassa son Cumhurbaşkanı’nın görevi süresince takındığı anlamsız kutuplaşmaya, birleştirmeye değil bölmeye davet tavırlara inat…
“Cumhurbaşkanının eşi kapalı olmalıdır” görüşünü dillendirenlerin “az da olsa” uzlaşmadan uzak, nefsani davrandıklarını kabul etmek gerekiyor.
Çankaya’ya eşinin başı kapalı bir Cumhurbaşkanı’nın çıkması, elbette ki Türk demokrasisi adına güzel bir adım olacaktır.
Fakat bunun tersinin gerçekleşmesi durumunda Türk demokrasisinin bir kez daha ağır bir darbe alacağını düşünmek çok da gerçekçi bir yorum olmuyor.
2 Başı örtmeyi siyasal bir simge olarak gören kesimi ikna etmenin yolu, Çankaya’ya başı kapalı bir eş çıkarmaktan geçmiyor.
Bu konunun çözümü siyasi bir proje değil, ancak geniş çaplı toplumsal bir proje olabilir.
Aksi bir durumun, toplumsal bütünleşmemize zarar vereceğini, anti-türban propagandacılarının ekmeğine yağ süreceğini, başörtüsüne karşı istenmeyen bir tepki artışının içten içe büyüyebileceğini, insanlar arasında nefretin hızla yayılabileceğini unutmamak gerekiyor.
3 Eşi kapalı bir Cumhurbaşkanı halkın büyük çoğunluğunda “sempati” oluşturacaktır. Ama halkın genelini kucaklayacak bir Cumhurbaşkanı’nın bunu mutlaka tavır ve söylemleriyle de desteklemesi gerekir.
Bu tıpkı şimdiki eşinin başı kapalı olmayan Cumhurbaşkanının tavır ve söylemleriyle kendine yakın duran ve destekleyen kesimlerin antipatisini toplamış olmasına benzer.
4 Türban ve imam-hatip/meslek liseleri sorununa iktidarı boyunca çözüm getiremeyen AK Parti, bu sorunlara çözüm arayışıyla kendisine gelen oyların bir kısmını kaybedebileceği açıktır.
Bununla birlikte bu oy sahiplerinin büyük bir kısmı mevcut şartlar altında bu sorunun çözüm kapısını AK Parti olarak görmeye devam ediyor.
Başı kapalı bir eşle Çankaya’ya çıkan Cumhurbaşkanı, AK Parti’nin kaybettiği oyları büyük ölüde telafi edecektir, hatta artıracaktır.
Eklemek gerekiyor, Şu an AK Parti için en büyük sorun bir dahaki meclisin ikiden fazla partiden oluşma ihtimalidir.
AK Parti’nin anketlere yansıyan, baraja en yakın partiler MHP ve DYP’ye kayan oylarının bu bahsettiğimiz hususla, imam hatipler ve türban konusunda beklenti içinde olanlarla alakası yoktur.
5 AK Parti türbanlı bir eşle laikliğin cumhuriyetin elden gitmediğini ispatlamış olur.
6 Yoğunlukla 1 Mart tezkeresinin etkisi, AK Partinin izlediği aktif-akılcı dış politikayla birlikte Türkiye’de bir şeylerin değiştiğini düşünmeye başlayan İslam ülkelerine mutlaka olumlu bir işaret fişeği daha gönderecektir.
Ne alakası var diyenler, Mısır’ın çizdiği imajın Hüsnü Mübarek ve selefleri eliyle İslam ülkeleri arasında ne hale geldiğini akıllarından çıkarmasınlar.
Çankaya’ya eşinin başı kapalı olmayan bir Cumhurbaşkanı çıkarsa ne olur?
1 Başı kapalı bir eşe sahip Cumhurbaşkanının Çankaya’ya çıkması halinde, bir takım çocukça yaptırımlarda bulunacaklarını açıklayan, açıklattıran, el atından mesaj gönderenler, türban konusunda “samimilerse” bu yaptırımlarından geri durarak bunu ispat etmek zorunda olacaklar.
Yok eğer inatla bu tür davranışlara yönelirlerse gerilimin Tayyip Erdoğan’dan değil, kendilerinden kaynaklandığını halk önünde bir kez daha ispat etmiş olacaklar.
2 Deniz Baykal’ın “Cumhuriyet-laiklik elden gitti” ağlamalarıyla meydanlara koşup oy devşirme planlarını suya düşürmüş olacaklar.
3 Başı kapalı bir eşe karşı çıkmayan veya destekleyen kesim, karşı olanlara göre bunu bir ölüm kalım meselesine çevirmediği için “toplumsal uzlaşma” daha kolay sağlanacaktır.
4 Farklı sebeplerle birlikte başı açık bir Cumhurbaşkanı eşi parti içinde fitne yayma arzusunda olanların elinde benzersiz bir koza dönüşebilir.
Yani seçim arefesinde bir anda parti karışabilir ki herkesin bildiği üzere bu Tayyip Erdoğan’ın fazlaca göz önünde tuttuğu/tutacağı bir durumdur.
5 Açık eş aynı zamanda Tayyip Erdoğan’ın “değiştim” sloganını toplum içinde daha tutarlı hale getirecektir.
En azından Çankaya koltuğunu bir türban savaşı olarak gören “uyuyanları” belli ölçüde ikna etme, belki biraz daha merkeze yanaşma olanağı bulacaktır.
6 Tayyip Erdoğan’ı ve AK Parti’yi kendilerine göre “İslamcı” olarak nitelendiren batılı devletlere karşı da AK Parti bir ölçüde mesaj vermiş olur.
Bu mesajı da küçümsemek, aynı zamanda bazı dünya dengelerinin ve batının tam olarak anlaşılamaması demektir.
Gördüğümüz üzere iki durumun da Türkiye’ye getirecekleri ve götürecekleri var.
Mühim olan seçim konusunda hislerden uzak, gerçekten uzlaşmacı, akılı hareket etmek.
Yapılacak ufak bir hatanın büyük sonuçları olacağını unutmamak gerekiyor.
Son söz:
Tayyip Erdoğan, bol bol Hürriyet okusun.
En çok ısrar edilen her hususu tekrar tekrar gözden geçirsin.
Yapmasın…


Nisan 3, 2007 at 8:48 pm
Başörtü yasağı yüzünden okulu bırakacağım;okula gittim. Beni “kaydımı silmek” için dahi içeri almadılar.
Soğukkanlıyım…
Güvenliği ikna etmeye çalışıyorum. Karşımdaki hemcinsim,bir bayan. Beni anlar diyorum. Kocamdan dayak yediğimi söylesem, bayan onuru deyip yardım ederdi;ama bu meselede o “emir kulu.”Bana türban-başörtü farkını anlatmaya başladı. O da soğukkanlı belli ki,ikna odaları zihniyetinden geliyor o da.
Soğukkanlıyım…
Bir hoca yaklaşıyor. Zaten güvenlik ile bir “başı kapalının” kapıda ne konuştuğunu bilmek için dahi olmaya gerek yok. Anlatıyorum derdimi, sizin olsun,lanet olsun okulunuz da düzeniniz de diyorum içimden ama yok, illa buldular benim gibi “savunmasız”ı başladılar ahkam kesmeye. Hoca diyorum ya meğer “hoca camide”ymiş;öğretti bize Perihan Abla. Emekli bir albay’mış kendisi. Çok iyi bilirmiş “bizim” ne mal olduğumuzu. Hooooooop söz döndü dolaştı Emine Erdoğan’a geldi.
Hala Soğukkanlıyım…
Emine Hanım suratsızmış, hep de makyaj yapıyormuş. “Kızım” diyor bana (öyle de canı yakındırlar) “madem siyasi sembol değil;ne işi var Emine Hanım’ın Çankaya’da?Buna benzer birkaç lakırdı falan da etti. Bu arada biraz dini bilgim arttı. Başörtü emrinin kuranda olmadığını öğrendim! Eeee be Emine Hanım neden siyasi bir sembol taşırsınız ???Ben yitirmeye başladım soğukkanllığımı artık. Sesim yükseldi.
Çekilin karşımdan. Bu bir dini emir değilse o halde verin bana insanlık hakkımı. Mini eteklerden fazla kumaş giyorum diye ne bu çektiklerim be ! Soğukkanlı değil ama kanları durmuş bir vaziyette bırakarak onları orada inş. başı kapalı birinin eşi c.başkanı olur dedim !
Yalan yok !
Metro
Nisan 5, 2007 at 5:13 pm
Ayşenur Hanım,
Kusura bakmayın, zaten güçlükle zaman ayırdığım internet hayatım içinde yazılarıma gelen yorumları pakvizyondan takip ediyorum.
İşin aslı yazıyı yayınladıktan sonra bazen kendi siteme bir dahaki yazıyı yayınlayana kadar uğramadığım bile oluyor:)
Dolayısıyla bu mazeretsiz gecikmemden dolayı kusura bakmayın.
Başımı kapattığım için okul kapısından “kovulmayan” biri olarak benim yorumlarımı belki de çok samimi bulmayabilirsiniz.
Ama inanın ki insan en yakınlarının belki kız kardeşi, ablasının veya bir akrabasının dahi aynı şerefsiz muameleye tabi tutulduğunu duyunca, bilince belki yaşayandan daha fazla yıkılıyor.
“Çekilin karşımdan. Bu bir dini emir değilse o halde verin bana insanlık hakkımı. Mini eteklerden fazla kumaş giyorum diye ne bu çektiklerim be ! Soğukkanlı değil ama kanları durmuş bir vaziyette bırakarak onları orada inş. başı kapalı birinin eşi c.başkanı olur dedim !”
Eminim ki siz bunu bir anlık sinirle söylemiş bir insansınız.
Belirttiğim üzere, bu sorunu/sorunumuzu kapalı bir eş çözmeyecek.
Biraz daha sabır gerekiyor.
Yarın her şey çok daha farklı olacak.
Bu arada…
Bu sözlerden “laikçiler” alınmasın.
Siz de emin olun ki sizin müslümanlara layık gördüğünüz zulmün kat be katı size merhamet olarak geri dönecek.
Muhabbetle…
Nisan 6, 2007 at 7:46 pm
Sizin de söylediğiniz gibi o anlık hislerimdi bunlar;ama “o an”ları çok sık yaşar olduk Mehmet Bey. Yazılanlar,çizilenler,söylenenler,yaşananlar,iftiralar….
Başı kapalı bir eş sorunları çözmeyecek.Belki…Ama daha az kompleksi olacağız, hakalrımızı daha iyi savunur olacağız, kendimize güvenimiz daha çok gelecek…diye düşünüyorum. İlla da eşi kapalı biri cumhurbaşkanı olsun demiyorum.Soğukkanlı olduğumu ne de çok vurgulamışım bu biraz da “mantıklı” olmaya delalet etmeli değil mi
İmam hatibin Anadolunu kısmını kazandım.Okullar açıldıktan birkaç gün sonra mezun olduğum ortaokula geldim ve orada “atatürkçü”bir öğretmenim bana şöyle dedi:”Ölü yıkayıcısı mı olacaksın?”Benim/bizim”o yaşta” maruz kaldığım bu zihniyetin ahtapot kollarına karşı nasıl bir mücadele verdiğimi biraz tayahhül edin; yani öğretmene nasıl bir hazır-cevaplılık yaptım bu da çok önemli değil aslında. Cevabı 2 yıl sonra “kader” vermişti.Yine bir imam hatip mezunu olan R.Tayyip “atatürkçü” öğretmenimin de başbakanı olmuştu!!!
Ben soğukkanlıyım:)Hislerim “o an”lık değil bunu biliyorum.7 yıldır “ân”ı dolduruyorum. Bir “7 yıl da” rahat nefes alsam bu sıkıntılarımın diyeti olmaz mı?Çok mu şey istiyorum?