Göbeğimi Kaşırken… Huzur Doluyum
Siz şu an hangi gizli delikte ne tür planlar yapıyorsunuz, neler karıştırıyorsunuz bilmiyorum.
Evde oturmuş sizin bin bir parça planlarınızın bir halkasına dahil olarak televizyon karşısında vaktimi eğlence programlarıyla harcamasam da, açıktan açığa aşağılamaktan çekinmediğiniz göbeğini kaşıyanlar silsilesinin bir ferdi olarak vicdanım tarifi mümkün olmayan bir huzurla dolup taşıyor.
Çünkü ben bu milletin içinden biri olarak bu millete, bu topraklara ve onu bir “vatan” yapan “değerlerin” tamamına aşığım.
Ben bu ülkeye sizin anlamakta güçlük çekeceğiniz bir sevdayla bağlıyım.
Ve ben bu sevdayla çıktığım yolda size rağmen aldığım arpa boyu mesafe için dahi her gün Allah’a şükrediyor, daha güzel yarınlar için devletim ve milletim adına dua ediyorum.
Siz “yıkmak” için var gücünüzle çalışırken, ben “yapmak” için elimden ne geliyorsa uğraşıyor ve gece gündüz çalışıyor, çabalıyorum.
Bu toprakların insanıyla girdiğiniz mücadele asırlardır devam ediyor.
Yalnız artık o kadar gülünç duruma düşüyorsunuz ki sizi anlamakta bazen güçlük çeksem de bir anlamda hak veriyorum.
İcraatlarınız ideolojik bir özrün eseri olsa inanın size karşı hislerim çok daha farklı olurdu.
Gerçi o zaman da sizin icraatlarınız böyle olmazdı:
Çalışan bir iktidarı muhalefetsiz bırakmaz, sosyal demokrasinin “s”sinden bihaber, statükoculuğu solculuk zanneden/diye yutturan bir partiyi desteklemezdiniz.
Bu ülkeyi, sosyal yapısını, insanlarının zihinlerini, siyasi ortamını rahat bırakırdınız.
367 diye bir hukuki ucubeye can simidi gibi sarılmazdınız.
AK Parti’den tatmin olmayan merkez sağ oyları ANAP ve DYP’yi meclise taşırdı.
Ülke insanı muhalefet nasıl olurmuş konusunda az buçuk fikir kanaat sahibi olurdu.
Dinini gönlünce yaşamak isteyeni “irticacı” diye lanse etmezdiniz, dinini yaşayan insanlara savaş açmazdınız, böylece ucundan kulağından İslamiyeti öğrenen insanlar Erbakan’ı ruhani liderleri zannetmezlerdi.
Tabirinizle bir şeriat devletini ülke geleceği ve insanlık adına tek kurtuluş yolu olduğu fikrine kapılıp giden insanlar, örgütler çıkmazdı.
Kürtlere zulmetmezdiniz, onları da bu ülkenin “insanı” görürdünüz.
Gönüllerince yaşamalarını engellemek uğruna etraflarına milli duvarlar örmezdiniz.
Apo’yu yetiştirmezdiniz, PKK denilen örgütü peydahlamazdınız, desteklemezdiniz, bitireceğiz diye gidip de on binlerce vatan evladını birbirine kırdırmazdınız.
Size benzeyen ama bu vatanı gerçekten seven Uğur Mumcu’lar, Hrant Dink’ler sizin ne mal olduğunuzu anladıklarında onların canına kıymazdınız.
Bununla da kalmayıp cenazelerini milleti kamplara, kutuplara bölmek için kullanmazdınız.
CHP’nin bittiği yerde canınızı kurtaran Bülent Ecevit gibi nadiren bütün ülke insanının takdir ve sevgisini kazanmış bir siyasetçinin ölüsünü, cenazesini, üç kuruşluk siyasi hesaplar için kullanmazdınız.
Bir türlü önüne geçemediğiniz Turgut Özal’ı zehirlemezdiniz.
Ağzınızdan akan salyalarla bu halkın artık korkulu rüyası haline gelen darbe-muhtıra senaryolarını yazmazdınız.
Ah siz, siz…
Sizin beyinleriniz içinde bir ideoloji olsa, diyorum ya masum görür, anlamaya çalışırım sizi.
Ama siz bu ülkeden, insanlarından, tarihinden, değerlerinden nefret edersiniz.
Bu toprakları bölmeye, değerlerini tarihe gömmeye, insanlarını birbirine kırdırıp yok etmeye and içmişsiniz.
Görüyorum ki tehlikenin de farkındasınız.
Hukuk, adalet, özgürlükler, demokrasi ve…
Uykudan yeni uyanmanın verdiği tatlı bir öfke ve heyecanla, kafasına vurup bayıltan serseriyi arayan bir millet rüyalarınıza giriyor, uykularınızı kaçırıyor.
Ben mi?
Şimdilik yazımı bitirdim.
Göbeğimi kaşırken…
Vicdanım rahat, huzur doluyum.

