Yeni Dönem ve Meclisteki DTP
30.07.2007 tarihinde www.derindusunce.org ‘da yayınlandı.
Seçim sonrası mecliste oluşan tabloyla ilgili kim niye kazandı, kim niye kaybetti analizleri yerine, yeni dönemde önümüzü görmek, yeni döneme ilişkin fikirler ve yorumlar öne sürmenin ülke adına daha olumlu olacağı kanaatindeyim.
Zaten hazin bir sonla biten Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden beri AK Parti’nin niçin patlama yapacağı, DP’nin barajın dibinde kalacağı, CHP’nin umduğunu bulamayacağını ve MHP’nin ite kakıla meclise gireceği analizleri yeterince yapıldı.
Buna ek olarak merkez medyanın seçim öncesi yürüttüğü ağır psikolojik harekatla paralel olarak, seçim sonrasında da kazanan ve kaybedenlere yönelik analizlerinin halkta kabul görmediğini adım gibi biliyorum.
İki yılı aşkın süredir çıkarılan yapay siyasi krizler, ülkeye çok kaybettirdi.
Altın değerinde zaman gizli iktidarın medyadan siyasi partilere, yaptığı işbirlik içinde yitip gitti.
En kısa süre içinde Cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkeye en hayırlı olacak şekilde sonlandırılması ve belirsizlik ortamının yerini, önünü ve asıl sounlarını gören bir Türkiye’ye bırakması ise en büyük temennimdir.
Kürt sorunu ve PKK terörü yeni meclis ve hükümetin öncelikli olarak üzerinde durması gereken sorunlar olarak ülke gündeminde.
Bu konuda ise her türlü adımını itina ile atması gereken DTP ön plana çıkıyor.
Yeni mecliste siyasi bir kriz çıkarmanın en kestirme yolu olarak DTP görülecek.
Her olay, her gündem ve her ne olursa olsun DTP’li vekiller önün mikrofonlar yığılacak, umduğunu bulamayan çarpıtacak.
Bu konuda parti kurulduğundan beri aykırı ve toplumu gerecek davranışlardan uzak durmaya gayret gösteren Ahmet Türk’e güveniyorum, ve düşüncelerimi paylaşanları da utandırmamasını temenni ediyorum.
Apo DTP’yi destekliyor mu?
Öncelikle kendimizden başlayacak olursak, iki milyona yakın seçmenden oy alan bir partiyi “PKK’nın partisi, PKK yandaşı” şeklinde bir önkabulle yaftalamak, ülke için bir tehlike oluşturur.
Çünkü biliyoruz ki Kürt vatandaşlarımız arasında PKK’ya destek veren kesim sadece bir azınlıktır.
Bunun yanında DTP’ye oy verenleri PKK destekçisi, DTP’yi Türkiye’deki Kürtlerin temsilcisi görmek ise gerçekle bağdaşmaz, bunun en açık ispatı da Doğu ve Güneydoğu’da AK Parti’nin kazandığı büyük başarıdır.
Apo ve PKK ise mecliste başarılı bir DTP’yi istemez, çünü siyasi kanallardan gelen başarı terörü ve Apo’yu bitirir.
Pazartesi günü Aksiyon’da yayınlanan “PKK’nın 35 kişilik ölüm listesi”nde Doğu’ya yatırım yapan iş adamlarının adı geçmesi, Apo’nun ağzından yayınlanan son PKK bildirilerinde ülkeyi bölmeyi amaçlamadıklarını belirtmeleri gibi daha bir çok örnek, PKK’nın ülkede kaos ortamı oluşturmak amacıyla kullanılan taşeron bir örgüt olduğunu basitçe kanıtlıyor.
DTP ise taban korkusuna kapılmaksızın, PKK ile ilişkilerinin olmadığını açıkça beyan etmeli, gündemin seçmeninin kendilerini ifade etmek üzere gönderdiği mecliste onların asıl sorunlarıyla meşgul olmak suretiyle oluşturmalı.
Aksi durum zaten AK Parti’nin aldığı oylar, bölge insanından PKK’ya karşı artık güçlü seslerle işitmeye başladığımız isyan sesleriyle harmanlanarak DTP’nin kendi sonunu hazırlayacak.
DTP Somut Sonuçlar Elde Etmelidir
Yukarıda bahsettiğim AK Parti sempatisi, ve bölge halkının giderek büyüyen isyanı gibi faktörlerden hareketle demeliyiz ki DTP mecliste somut sonuçlar elde etmelidir.
DTP seçmeninin devlete karşı büyüyen öfkesini rahatlatmak gerekiyor.
Terör belasından kurtulmak istiyorsak, DTP seçmenini de demokratik yolla gelebilecek çözümlere ikna etmek gerekiyor.
Bu kanalı tıkamak için her türlü oyun, her türlü çirkeflik her türlü psikolojik harekat halk üzerinde yürütülecektir.
DTP’nin, ülkenin birlik ve bütünlüğü çerçevesinde Kürtler adına talep ettiği her demokratik hakkın AK Parti tarafından da desteklenmesi gerekiyor.
Bu yolculukta AK Partiyi DTP ile bir gösterme, PKK destekçisi ilan etme gibi olanca gayret sürüp gidecektir.
Fakat şunu da unutmayalım ki Ağar’ı silip götüren “ovada siyaset” değil, halka karşı, demokrasiye karşı takındığı tavır olmuştur, bu kendi itirafında da açıktır.
Son Olarak…
DTP’nin günü birlik kavgalar, kuru gürültüler, suni gündemler ve Kürtçe yemin benzeri seçmenin asıl beklentilerinden uzak işlerle uğraşması ellerindeki bu altın değerindeki fırsatı tepmek, kendilerinden bir takım demokratik hak ve özgürlükleri, ekonomik vb. talepleri dillendirmelerini bakleyen seçmeni olumsuz olarak etkiler.
Terör kapısını açık bırakır.
Kürt sorunun uzlaşı ve demokratik yollar içinde çözülmesi imkanını bir başka bahara erteler.
Vb…
Allah vatanımız ve milletimize zeval vermesin.




Eylül 17, 2009 at 10:15 am
Hangi kürt sorunu? Ben türklüğümle övünmeyen birisi olarak bu meseleyi kürt sorunu olarak görmüyorum.Bu yıllarca kürt kardeşlerimizin yaşamış olduğu topraklara uygulanmış olan tecridlerin kaldırılması,resmen veya derin devlet kanalıyla ellerinden alınmış,gasp edilmiş insani haklarını yeninden kazanma mücadelesidir.Türklüğü ile övünmeyen bir kişi olarak bu yolda kürt kardeşlerime başarılar diliyorum.
Ayrıca Ahmet Türk ile ilgili tespitinizi doğru ve yerinde bulmuyorum.Ama elimizde bundan başkada mal(hayvan malı değil) yok derseniz onada eyvallah derim.Heleki son zamanlarda yaptığı açıklamalar sizin pekte tespitinizde haklı olduğunuzu göstermiyor.
Şahsen ben akil kürt aydınlarını ve tüm neferlerini bu konumda samimi ve haklı buluyorum,görüyorum.Fakat DTP noktasında işin münafıklık boyutunda olduğuna inanmaktayım.Çünkü sınırötesi operasyonunun durdurulmasını isteyen bir zihniyetin asıl meselesinin hak ve hürriyetler değil doğrudan bölücülük olduğunu düşünüyorum.Sebep-sonuç ilişkisine baktığımızda olay gayet açık gözüküyor.
Yani ben DTP’yi samimi bulmuyorum ve bu tutumlarıyla sağlıklı bir sonuç alınacağınıda zannetmiyorum.Dolayısıyla DTP burada çözümün bir parçası değil sorunun bir parçası olarak gözükmektedir daha çok.
Acizane böyle düşünmekteyim.